Yaşayan Efsane 42

Kelime Sayısı:737

42 Bölüm

 

Doğarken Kaybeden

 

Borla ara sıra Kadran’ın ailesinin mezarına gitmesine izin veriyordu. Gündüzleri eğitimle geçerken geceleri avlanmaya gidiyorlardı, ayrıca Borla ormanın içinde açtıkları alana tarla yapmıştı bazı sebzeler ekmişti.  Bazı günler eğitim yaptırmıyor ağaç kesiyorlardı başka bir düşüncesi daha vardı.  Borla bu sürede hemen hemen her gün onu ağaca çıkartıyor bütün ağaçlara çıkarmayı onu öğreniyordu. Kesilen ağaçlardan başka bir duvar yapmaya başladıklarında Kadran bu boş duvarın ne olduğu anlayamamıştı.  Sorulan her soruyu yanıtsız bırakmasına rağmen Kadran ona soru sormaktan çekinmiyordu. Meraklı ama sabırlı çocuktu.  Kadran henüz öğlen olmamışken Borla kılıcı masanın üzerine koydu. ‘’Hadi al bakalım’’ dedi. Borla kendisi tahta kılıcı aldı.  Kadran masanın üzerindeki kılıcı alır almaz Borla ona kılıcını savurdu. Kadran ani hareketle kılıç saldırısından kurtulmayı başlardı. Borla masanın üzerinden atlayıp Kadran’ın karşısına dikilmişti. ‘’Göster hünerlerini’’ dedi. Kadran hızlıca kılıçla saldırdı Borla kaçmaya başladı. Kadran durmadan saldırıyordu farklı saldırılar hiçbirini ona denk getiremiyordu.  Borla kılıcını savurdu Kadran kendisini kılıcı ile savundu fakat saldırının şiddetinden dolayı yere düşmüştü, çabucak ayağa kalktı. Kılıcını yeniden savurdu bu sefer kafasına nişan almıştı.

Borla kılıcın altından hızlıca arkasına geçti ve ayağına tekme atarak onu diz çöktürüp ikinci tekmesini sırtına atmıştı. Kadran acı içerisinde yere yığılmış daha da kımıldayamıyordu. Borla onun kafasını toprağa sıkıştırdı. ‘’Sanırım birkaç kemiğini kırdım.’’ Dedi. Onu üstü çevirerek ‘’Birkaç tanesini daha kırmam gerek seni taşıyabilmem için’’ dedi. Kadran acıdan ne dediğini anlayamıyordu. Borla bunu bildiği için uygulamaya geçti ve onu yan yatırdığı yerden sırtındaki birkaç kemiğini daha kırdı. Sırtında taşıyabilecek durumda sırtını esnetmişti. Onu sırtına alıp eve götürdü. Yüz üstü yatağa yatırdı. Kadran daha fazla acıya dayanamadan bayılmıştı.  Bütün gün boyunca kırılan kemikleri tekrar kırıp doğru kaynamasına yardımcı oluyordu. Kadran kemiklerinin her kırılışında bağırıyor acıya dayanamayıp bayılıyordu. Borla onun fazla ses çıkarmaması için ağzını dal parçasını tutturup sıkıca bağlamıştı. Bazen buna rağmen sesi çıkıyordu.

Birkaç güç öylece kaldı. Borla bakımını üslendi ara sıra gözlerini açsa da genelde baygın bir haldeydi.  Borla ona çorba yapmıştı, çorbayı sehpanın üzerine koydu. Çorbanın rengi yeşildi üzerinde asit kabarcıkları balon gibi patlıyordu. Kadran’ın gözünü iyice açmıştı. Borla kahkaha atarak Kadran’ın burnunu tuttu. Kadran ağzını kapatmıştı, nefesi azaldığında ağzını açmak zorunda kalmış ve Borla ona ilk kaşığı ağzına sokup çorbayı tattırmıştı.  Kadran tükürmek istedi fakat Borla ağzını tutmuştu. ‘’Sevsen de sevmesen de içeceksin bu çorbayı ölü otundan geyik kemiği suyundan ve biraz mercimek kullanarak yaptım. Tadı berbattır içini yakıp kül eder fakat kemiklerini iki günde kaynaştırır.’’ Dedi.  Kadran zorla içmeye çalıştı fakat tekrar ağzından aktardı bu sefer Borla ağzını tutmamıştı.

Onun bu hali yeni kahkaha attırmıştı. ‘’İçmezsen kemiklerin güçlenmez eğer güçlenmezsen isen nasıl dünyanın en iyi kılıç ustası olacaksın? Ayağa bile kalkamıyorsun neredeyse hiçbir yerini oynatamıyorsun içmezsen altını temizlemem kendi pisliğin önce kıçını sonra da bütün bedenini çürütür ölürsün.’’ Dedi. Kadran

‘’Beni kurtarmasan zaten ölecektim anlattığından daha acısız bir şekilde’’ dedi. Borla ‘’Orası belli olmazdı eğer boynun kırılmasa boğularak ölecektin bu da acı ölümlerden birisi yavaşça ölmek. Şu an ki durumundan daha hızlı olacağı aşikâr’’ dedi. Kadran Borla’nın gözlerine baktı. Kaşığı ağzına yaklaştırırken bu sefer ağzını açmış ve dışarıya atmamıştı. Yüzünü buruşturdu dışarıya atacak gibi oldu fakat kendini tutup hızlıca yuttu. Borla gülümsedi. ‘’İşte böyle dünyanın en iyi kılıç ustası olmak istiyorsan önce ayağa kalkmalısın’’ dedi. Kadran ‘’Onunla neden dövüşmedin ve Panoz’u neden verdin?’’ dedi. Borla

‘’Panoz’u vermeseydim dövüşmek zorunda kalacaktım. Akasele ortaya çıkmış ise istediğini almadan geri dönmez. Panoz’un onun tarafından eğitilmesi daha iyi ileride Akasele’nin bana rakip olması gibi Panoz’da ileride sana rakip olacak’’ dedi. Kadran ‘’Bana halen istediğim şeyleri anlatmadın. O gün doğduğumda oradaydın neler olduğunu bilmek istiyorum. Ben neden senin için önemliyim?’’ diye sordu. Borla ‘’Hepsini teker teker anlatacağım’’ dedi. Kadran ‘’Şimdi mi?’’ diye sordu. Borla ‘’Seninle ilgili kısmını’’ dedi. Borla daha sözüne başlamadan Kadran ‘’Gazeteleri okurken önce kötüler ile yazılanları okuyorsun kötüler ve iyiler kim?’’  Diye sordu. Borla ‘’Bu durum çok karmaşık ama basitçe anlatacağım.’’ Dedi ve durakladı söze bir yerden başlamalıydı ve en uygun yeri kafasında düşünüyordu.

 

‘’İyiler ve kötüler çok daha karmaşık bunu sonra anlatacağım. Önce sana senin hakkında bahsetmek istiyorum. Sen Ölüm akıncılarının Bretonaska’ya yenildiği gün doğdun. Doğduğun gün bir fırtına vardı. Baban ormandaydı ve annen yatağında sancısı vardı. O sırada Dron atlıları köye varmadan önce doğumun gerçekleşti fakat Dron atlıları geldiğinde ise çok geçti.’’ Dedi. Kadran ‘’ O güne ait her şeyi anlat bana. Borla

 

O gün doğan

 

Bulutlar bir araya toplanmış gökyüzünün bütün berraklığını kaplamışlardı. Onların birleşmesi havanın kararmasına sebep olmuştu. Henüz gündüz olmasına rağmen havanın bu ani değişimi ve kararması yağmur beklentisini oluştursa da yer yüzünün kararması pek alışık durum değildi.

Bu yazı Yaşayan Efsane kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir