Yaşayan Efsane 41

Kelime Sayısı:783

41 Bölüm

 

Ebukhazef köyü

 

Onun dediği gibi yataktan pek bir şey kalmamıştı diğer odalara baktı, sonra tekrar Borla’nın olduğu yere geldi. Yatağa yanaştı kalan parçalarına dokundu. Annesinden bir iz aradı fakat külleri bile ortalıkta yoktu. Etrafta birkaç kemik parçası vardı. Aşağıya eğildi ve yatağın içindeki kemik parçalarına baktı. Borla’ya döndü o daha konuşmadan. ‘’Muhtemelen annen o odada birkaç daha kemik var onlarda ebe ve yardımcısı olabilir.’’ Dedi. Kadran

 

‘’Peki babam nerede?’’ diye sordu. Borla ‘’Onun cesedi daha ilerde olmalı’’ dedi ve oradan ayrıldı. Kadran ‘’Onları burada öylece bırakamam’’ dedi.  Borla ‘’Kemikleri topla onu evin bahçesine gömelim. ‘’ dedi. ‘Ya babamınkiler?’’ diye sordu. Borla ‘’Ona da sıra gelecek’’ dedi ve oradan ayrıldı. Kadran evde tek başına kalmıştı. Yatağın içinde kalan kemiklerin hepsini topladı etrafta başka kemik yoktu. Diğerlerinin kaçmayı başardığını düşündü.  Dışarıya arka tarafa doğru yürüdü doğru dürüst bahçe kalmamıştı yine de evin sınırları belirleyen çitler tamamen yanmış olsa da izleri belli idi. Annesinin nasıl birisi olduğunu asla öğrenemeyecekti.  Kendisini nasıl büyüteceğini veya kendisine nasıl davranacağını.  Borla o sırada onun adını söylemişti. Arkasına döndü. ‘’Kemikleri bırak da gel babana gidelim’’ dedi. Kemikleri yere bıraktı ve yanına gitti. Kendisine uzatılan kazma ve küreği alıp annesinin kemiklerinin yanına bıraktı.

 

Kendi evlerinden fazla uzaklaşmadan Borla durdu ve yeri gösterdi. Kadran yerde birçok kemik olduğunu gördü.  ‘’Hangisinin olduğunu nereden biliyorsun’’ diye sordu. Borla ‘’O gün oradaydım’’ diye cevap verdi. Kadran kafasında bir anda birçok soru oluşmuştu.  Borla yerdeki kemikleri gösterdi. ‘’İşte baban burada öldü. Ben geldiğimde halen yaşıyordu. ‘’ Kadran soru sormaya başlamadan onu durdurdu. Borla ‘’Bazı gerçekleri ilerleyen yaşlarda öğrenmen gerekiyor evlat.’’ Dedi.

‘’Neden?’’ diye sordu. Borla cevap vermedi. O da fazla üstelemedi babasının kemiklerini eline aldı. Köy yakılıp yıkılmasına rağmen insanların kemikleri halen iyi durumdaydı. Evlerine geldiler bahçeye geçip Borla kazmaya başladı. Kadran ise ona bakıyordu. Annesi babası hakkında üzüntü duyamıyordu bu konuşa hissizdi.  Üvey babası için bile tam olarak üzüntü hissedemiyordu.  İkisi için normal olarak mezar kazmamıştı sadece kemiklerin sığabileceği kadar ve derinlikte olan ikiye bölünmüş mezardı. Kadran kemikleri mezara yerleştirdi. Üzerlerine toprak atıp tamamen kapattı. Başlarına bir şeyler dikmek istedi. Borla kolundan tuttu. ‘’Şimdilik küçük bir işaret bırakalım buraya gömülü birisinin olduğu belli olmasın’’ dedi. Kadran ‘’Neden?’’  Diye sordu. Borla ‘’Bir gün anlayacaksın evlat ama o gün bugün değil.’’ Diye cevap verdi.  Orada yapacakları işleri pek kalmamıştı Borla gelirken birkaç kitap getirmeyi unutmamıştı.  Neredeyse tamamı yanmış bir köyde kitap ve araç gereçleri nereden bulduğunu tam olarak öğrenememişti. Borla bu işleri halen gizli yürütüyordu. Bir bildiği vardır diye Kadran soru sormamıştı zaten sorsa da çoğu zaman yanıtsız bırakılıyordu.  Kendisi hakkında planlarının ne olduğunu öğrenmek istiyordu.

 

 

Kapı çalındı ve çocuk içeriye girmişti. Elindeki gazeteyi masanın üzerine bıraktı ve adama başka bir şey isteği olup olmadığını sordu. Adam onun eline birkaç gümüş koyarak başından savdı. Kapı kapandığında gazeteli eline aldı.  İlk sayfalar yine efsaneler için ayrılmıştı. Morhamam olaylarından sadece Bierta konuşulmamış Robando’nun ortaya çıkışı ve Askala’nın da orada olması diğer önemli olaydı. Aklında Robando ile Bierta’nın birlikte olduğunu bir an düşündü başına ağrılar girmişti. İki yenilmiş efsanenin buluşması kimsenin işine gelmezdi. Dünyada birçok efsane vardı ve aralarında birlik yoktu. En son birleştiklerinde İmparatoru indirmişlerdi. Şimdi onun kadar güçlü imparatorluk yoktu efsaneler bütün krallıkları rahatlıkla yok edebilecek güçteydi.

Bay Walteph gazeteye haberleri araştırıyordu ve bir eli ile Karnopa krallığından gelen mektubu masaya koydu. Gazeteyi hızlıca okuyup kenara koydu. Gelen mektubu açtı, Karnopa askeri raporlarını istemişti normalde hiç krallık başka krallığa böyle bilgi vermezdi ama söz konusu Bierta olunca haberleri paylaşıyordu.  İlk şüphelendiği gibi Bierta’nın Tarnovaya doğru yola çıktığı idi. Raporlara detaylıca baktığında Bierta’nın henüz topraklarda izine rastlanmamıştı. Bay Walteph tedbir amaçlı biraz daha ilerleyecek ve bekleyecekti eğer Bierta’dan haber gelmez ise krallığa geri dönecekti. En son saklandığında 20 yıl sonra ortaya çıkmıştı. Çok iyi saklandığı için onu bulmak çok zordu. Akasele onu bulabilirdi fakat bu onu istemezdi. Akasele Borla birbirlerine düşman olmasına rağmen birbirlerini korurlardı. Dünya onların ilişkisini tam olarak anlayamamıştı.

 

 

Kapı açılır açılmaz Hexan ‘’Heyecanla dinliyorum seni’’ dedi. Olduğu yerden kalkıp Robando’nun yüzüne bakmıştı. İçeride onlardan başka kimse yoktu ve Robando kapıda nöbetçi tutmayı pek istemezdi. Kalenin en yüksek kulesini mesken edinmişti. Masasına geçip oturdu. Kapısı camdan olan bir balkon vardı.  Robando ‘’Hiçbir şey olmadı, ona bunca yıl ne yaptığını sormadım ve baba oğul gibi dertleşmedik’’ dedi. Hexan ‘’Hepsi bu kadar mı?’’ diye sordu. Robando ‘’Değil elbet. Onu ve yanındaki iki çocuğu kara parçasına bıraktıktan sonra Askala ile dövüşmeye gittim fakat o dövüşmeye gelmedi. ‘’ dedi.

 

‘’Borla’nın ortaya çıkışı işimize yaradı diyebiliriz. Askala Borla ile birlik olacağını düşünüp dövüşe gelmemiştir bu da dövüş için ondan alacağın bölgemizi dövüşsüz ele geçirdik diyebiliriz’’ dedi. Robando ‘’Bir bakıma öyle oldu komutanlardan bir tanesini ele geçirdiğimiz yerlere yolla halkın vergisini düşürdüğümüzü ve buna karşılık eli kılıç tutabilecek çocukları alacağımızı bilmeliler’’ dedi. Hexan ayağa kalktı başka söz söylemeden dışarı çıktı.

Bu yazı Yaşayan Efsane kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir