Yaşayan Efsane 45 Bölüm

Kelime Sayısı:979

45 Bölüm

 

Geyik avı

 

Bütün gece aralıklarla ayağa kalkmıştı fakat Borla’nın dışarıya çıkışını yine fark edememişti.  Sabah uyandığında dışarıya çıktı. Buraya alışmaya başlamıştı yeni bir hayat kuruyorlardı dış dünyadan oldukça farklı olarak. Hedef tahtalarının dışında ağaçlara duvar yapacaklarını öğrenmişti bunun ne için yapıldığını sorduğunda ise cevap alamamıştı. Kadran günlük işleri yapmaya devam ederken Borla sırtına almış olduğu geyik ile gelmişti.  Masanın yanına geldi ve geyiği yere bıraktı.  Elleri ayakları bağlı olsa da çırpınıyor kaçmak için çabalıyordu. Kadran ‘’Ellerini ayaklarını neden bağladın?’’ diye sordu. Borla masaya oturdu.

 

‘’Onu ellerinle boğarak öldürmeni istiyorum.’’ Dedi. Kadran şaşırmıştı fakat üstelemedi olduğu yerden geyiğin başına geldi ve iki elini geyiğin boğazına tuttu. Daha önce uzaktan hayvan avlamıştı fakat yakından çıplak elle hiçbir hayvanı boğarak öldürmemişti.  Hayvan çırpınıyordu onun gözlerinin içine baktı, boğazını sıkmaya başladı, hayvan daha fazla debeleniyordu fakat Borla onu iyi bağladığı için yeterince hareken edemiyordu. Kadran daha da sıkmaya başladı, Borla başında onu izliyordu. Hayvan bir süre sonra çırpınışları azaldı. Kadran ölüyor diye düşündü ve devam etti. Hayvana hareketsiz kalıp öldüğüne emin olduktan sonra boğazını bıraktı. Borla ‘’Güzel şimdi sana bir hafta süre ormana git ve bir geyiği boğarak öldür.’’ Dedi. Kadran bunu nasıl yapacağı ile ilgili soru sormadı zaten cevap alamayacağı iyi biliyordu. Kadran onun yanından ayrılırken Borla

‘’Silahların olmadan’’ dedi. Kadran ‘’Silahsız ormanda bir hafta ve geyik avı bu çok zor değil mi? Ya yırtıcı hayvanlarla karşılaşırsam’’ diye sordu. Borla ‘’Bu süreçte onlarla da başa çıkmayı öğrenirsin’’ dedi ve geyiği tekrar sırtladı kulübeye götürmeye başladı.

 

 

Aradan belli zaman geçmişti evinden uzak değildi ormanın derinliklerinde dolaşıyordu. Geyiklere rastlamıştı fakat hiçbirini boğabilecek kadar yakınlaşmamıştı. Birkaç başarısız denemede bulunmuştu. Onlar uyuduğunda saldırmayı düşündü fakat bu uzun uğraşlar isteyen işti. Bütün gün gözüne kestirdiği bir tanesini takip edip o uyuduğunda ise harekete geçip onu boğacaktı.  Aklına başka bir yöntem gelmiyordu.

 

 

Başı ağrıyordu uykusu geliyordu, hava kararmıştı, ateş yakamazdı uyumak istiyordu. Sadece biraz uyumak sonunda geyiğin en yakınına gelmişti. Aralarında mesafe on metreye kadar düşmüştü. Yavaş ilerliyordu, gece etraf pek görünmediği için son derece karanlıktı ve ay bulutların arasında kalmış görünmüyordu. Geyik etrafına son bir kez baktıktan sonra yere çöktü yanında başka bir geyik yoktu. Etraflarında da geyik olmadığını tahmin ediyordu. Son derece dikkatli ilerliyordu. Ormanın fazla içinde değillerdi ve ağaçlar seyrekti. Rüzgâr esmeye başladığında geyik etrafına baktı ve rüzgârın sesini dinledi. Rüzgâr esmesi Kadran’ın işine geliyordu, geyik onu esen rüzgârdan fark edemiyordu fakat o da geyiğin tam olarak nerede olduğunu tahmin edemiyordu. Ağaçlar seyrek olduğundan otlar epey uzamıştı. Kadran çömeldiğinde otlar uzunluğu sayesinde görünmüyordu üstelik otların rüzgâr tarafından hareket etmesi de ona avantaj sağlıyordu.

Geyiğin yerini değiştirmediğini düşündü. İlerlemeye devam etti ve sonunda durdu. Bir ses duydu ve o sesin geldiği yöne döndü geyik gidiyordu. Kadran sinirlenmişti ama onu takip edebilecek gücü yoktu, bir an önce uyumak istiyordu. Ayağa kalktı bütün umutlarını yitirmişti. Geyik ona uzaktan bakarken o sadece uyumak için kendine yer hazırlamakla meşguldü.

 

 

Aradan dört gün geçmişti. Nehir kenarından su içiyor bulduğu çeşitli sebzeleri tüketiyor gerektiğinde tavşan yakalayıp yiyordu. Ağacın üzerine çıkmıştı, dinleniyordu. Umutları tükenirken etrafta bir ses duydu. Kendisi olduğu yerden hiç ayrılmadan etrafa bakınmaya başladı. Sonunda aradığı geyik ayağına kadar gelmişti. Geyik ağaçların içerisinden yürüyor ve beslenmek için yiyecek arıyordu etrafına bakınmayı unutmuyordu. Unuttuğu yer ise ağaçlarda gerçi yırtıcı hayvanların büyük çoğu yerdeydi. Ormanın sıklığı yırtıcı kuşların ormanın içinde avlanmasını epey zorlaştırıyordu.

Geyik durdu ve yerleri koklamaya başladı, koklayarak Kadran’ın bulunduğu ağaca doğru ilerliyordu. Kadran fark edilmeden hızlı hareketle ağacın üzerinden atladı. Bunu neden yaptığını anlayamamıştı. Bu yükseklikten kemikleri rahatça kırılabilirdi fakat geyik avlama şansı ona bunu unutturmuştu. Geyik başını kaldırdığında çok geçti. Kadran tam geyiğin sırtına düşüp kendini yerde buldu. Kemiklerinin kırılıp kırılmadığı bilmiyordu. Başı dönüyordu hemen ayağa kalktı sabit bir yerde duramıyor etrafında istemsizce dönüyordu. Geyik ise yere yığılmış ve güçlükle ayağa kalkabilmişti, başını sallıyordu. Kadran geyiğin başına yumruk attı ve iki elli ile geyiği boğazladı.

Boğazını iyice sıkmaya başladı. Geyik kaçmaya çalışıyordu ve hızlıca ileriye atılmak istese de Kadran onun başını tekrar yumrukladı. Geyiği tekrar afallattığında boğazına sarıldı ve geyik yere düştü. Ayağının bir tanesinin geyiğin karnına dayana ve boğazını olabildiğinde sıkmaya devam ediyordu. Bir süre böyle devam etti, geyik ölene kadar. Hayvanın cansız bedenini ayaklarından bağlayıp sırtına attı. Kendisi için oldukça ağırdı yürümeye başladı yolu fazla uzak değildi fakat geyikle birlikte uzun süreceğe benziyordu. İki gün içerisinde geriye dönmek zorundaydı süresi fazla kalmamıştı.

 

 

Borla masada harita açmış planlara bakıyordu ara sıra köy kütüphanesinde yanmış ama okunabilecek kitapları okuyordu. Ses duymuştu doğa sesi değildi ayağa kalkmadı ve masaya dayadığı kılıcına dahi bakmadı. Zayıf ve güçsüz bir sesti. Borla masaya sermiş olduğu birbirinden farklı haritaları toparladı ve elbisenin içine koyup onları götürdü evin içerisine götürdü. İyice yerleştirdikten sonra geri dönüp yarım bıraktığı kitabını okumaya devam etti. O sırada gelenin kim olduğunu net olarak görebiliyordu. Kadran sırtında geyik ile dönüyordu. Borla gülümsedi bir şey demedi.

‘’Biraz yardım etseydin baba’’ diye seslendi. Borla cevap vermedi. Kadran zaten boşuna konuştuğunun farkında idi. Borla fazla konuşan tiplerden değildi fakat icraatları olan adamlardı.

Kadran geyiği masanın üzerine bırakmak istedi fakat Borla yeri gösterdi. Onun dediği yere bıraktı ve kendisi de geyiğin yanına yattı. Ayakları, omuzları ve elleri ağrıyordu ve hepsinden önemlisi uykusuzluktan başı zonkluyordu. Borla kitabını kapatıp masanın üzerine koydu ve masanın etrafında dolaşarak geyiğin başına geldi yere çömeldi ve incelemeye başladı. Bir süre öylece durdu ve hayvanın çeşitli yerlerine dokundu. ‘’Tahmin ettiğinden farklı şekilde avlamışsın güzel’’ dedi.  Borla geyiği sırtlardı ve nehre doğru gitmeye başladı. Kadran sadece onu izliyordu o geyikle ne yapacağını bilmiyordu. Ona en son baktığında geyiği nehrin sularına bıraktığı ve suyun onu alıp götürdüğü gördü. Kadran derin nefes aldı. ‘’Onca uğraş sadece bunun içinmiş demek ki’’ dedi. Borla geri döndü Kadran ona bir şey söylemedi ve geyik hakkında tepkisini ortaya koymadı. Masanın oturağından güç alarak ayağa kalktı. ‘’Uyuyabilir miyim?’’ diye sordu. Borla bir şey söylemedi sadece evi gösterdi bu onun izin verdiğini gösterirdi. Kadran güçlükle ayağa kalktı keşke yatağının hemen yanında olsaydı aslında şu an olduğu yere yatıp bile uyuyabilirdi çok uykusu vardı ve yorgundu.

Bu yazı Yaşayan Efsane kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir