Yaşayan Efsane 22 Bölüm

Kelime Sayısı:857

22 Bölüm

 

Tuzlu Kraliçe Hanı 2

 

Aralarında konuşma biterken Azrel ‘’Onun burada olduğunu bilmiyordum’’ dedi ve Isılbert’e baktı. Isılbert ise bakışlarını Borla’ya çevirmişti. Borla ‘’Şehre geldiğimde burada güçlü birileri olduğunu sezmiştim onlardan bir tanesi Matilyanoydu anlaşılan buradaki ilk ve son gecem olacak.’’ Dedi. Isılbert ‘’Ben adamlarıma söyleyeyim’’ dedikten sonra ayağa kalkmaya çalıştı, tam kalkamadan Borla onu kolundan tutup tekrar yerine oturtturdu. Herkes masanın etrafında oturuyordu. Çocukta başka masadan sandalye alıp yeni oturmuştu. Olanları her zamanki gibi sadece izlemekle yetiniyordu. Azrel çocuğun rahat tavırlarına bakınca ‘’Ufaklık bugün burada ölebilirsin’’ dedi. Borla elini kaldırdı parmağı ile Azrel Isılbert’i gösterdi. ‘’Bugün burada hepimiz ölebiliriz ama bu çocuk asla ölmemeli. Soyundan gelebilecek Yeni Azrel bu çocuğa bağlı. Çocuğu ölümüne koruyun! Konuyu burada kapatın’’ dedi. Bir süre sessizlik oldu fakat bu sefer Kadran konuştu. ‘’Çoktan ölmüştüm ben sadece bu adam ölümümü geciktirdi.’’ Dedi. Borla sırıttı ‘’Hayır geciktirmedim senin ölümünü erteledim.’’ Dedi. Azrel ‘’Gelecek hakkında ne biliyorsun? Benim soyumla alakalı?’’ diye meraklı şekilde sordu. Isılbert ona baktı ve Matilyano’nun burada olduğunu gösterdi. Borla durumu fark etmişti. ‘’Matilyano’nun konuşmalarımızı duyup duymaması çok önemli değil.’’ Dedi. Çocuk konuyla alakasız soru sordu.

 

‘’Bu hanın ismi neden Tuzlu Kraliçe hanı koyuldu?’’ dedi Çocuk. Bu soruyu ortaya attığında Azrel gülümsedi. ‘’Bu şehri bir zamanlar Tuzlu Kraliçe yönetirdi. Burası birçok krallık tarafından saldırıya uğradıysa da okyanusun içinde olması ve Kraliçenin varlıklarının üzerindeki tuz etkisi ile kimse tarafından ele geçirilememiştir.’’ Dedi.  Azrel lafına devam edemeden çocuk onu konuşmasını yarıda kesti.  ‘’Tuz etkisi ne oluyor? Diye sordu. Bu sefer Isilbert yanıtlamak istedi. ‘’Her varlığın içerisinde bir miktar tuz var. Kraliçe varlıkların içindeki tuz miktarını çektiğinde varlıklar ölümleri acı ile gerçekleşir. O yüzden kimse tarafından durdurulamadı.’’ Dedi. Kadran ‘’Tuzlu Kraliçe yaşıyor mu hala?’’ diye sordu. Konuşma sırası Azrel’e geçmeden önce Savaşçı Matilyano söze karışmıştı.

 

‘’Baban Tuzlu Kraliçeyi öldürdü ve şehre hâkim oldu. Tuzlu Kraliçe hayatını bu şehre adamıştı. O öldükten sonra şehir önemsizleşti.’’ Dedi. Matilyano konuşmanın başından beri onları dinlediği ortaya çıkmıştı. Azrel ve Isılbert biraz tedirgin olsa da Borla sakin ve umursamaz tavır takınıyordu. Kadran bir anda gözlerini açmıştı sanki uykudan yeni uyanmış gibi ayağa kalkmış Borla’nın yüzüne bakıyordu.  İyice heyecanlanmıştı, onun dışında hiç kimse heyecanlı değildi. ‘’Nasıl yaptın bunu?’’ diye şaşkınlık ve heyecanla bağırarak sordu. Borla sırıttı. ‘’Zor ve uğraştırıcıydı. Onu öldürmem için Viral krallığı bana bir kısım toprak teklif etmişti. Bende kabul ettim. Toprak bahaneydi ben aslında Tuzlu Kraliçenin gücünü görmek istedim’’ dedi. Konuştuğu sırada Borla’nın da gözleri çocuktaydı ama sözlerini bitirdiğinde mazi gözlerinin önünde canlanıyordu. Başlangıçta ona yaklaşmak mümkün bile değilken onu yeterince yaklaşıp kesmeden öldürmek mümkün değildi üstelik yakınlaştığında tuz etkisi sahasının içinde buluyordu kendisini. Ortam biraz sessizlik olunca ve dövüşün sahibi konuşmayı bıraktığında Isilbert onun yerini devraldı.

 

‘’Tuzlu Kraliçe’nin Aydınlık, İrade, Sars ve sars mızrağına sahipti. Bu ona muazzam bir güç sağlıyordu kusursuz ve mükemmeldi. Onu ancak onun kadar mükemmel ve kusursuz birisi öldürebilirdi. Okyanus tabanında yaşanan bu ikilinin mücadelesi gazetelere tek haber olarak geçmeyi başarmıştı. Bu savaş karanlığın yüzyıllar sonra zayıflatabileceğini asla yok edilemeyeceğini gösteren savaştı. İmparatorun karanlık güçlere sahip kişilerin birçoğunu öldürmesi ve geri kalanlarında onun karşısına çıkmaya cesaret edemeyişi onu dokunulmaz birisi yapıyordu. İkilinin savaşı boyunca dünyanın boynunda iki şehri okyanusa gömülmüştü. Gömülen şehirlerin bölgesi daha sonra batık bölge olarak adlandırılacaktı. ‘’ dedi.  Çocuğun daha çok heyecanlandığını gören Matilyano onu daha da heyecanlandırmak için konuşmaya başladı.

‘’Dünyanın boynunda gerçekleşen bu savaş mızrağın ve kılıcın her birbirine vurması ile küçük depremler oluşturmuştu. Bunu bana babam anlatmıştı. Bir tarafta çift katmanlı sars mızrağı diğer tarafta kaderin kılıcı’’ dedi. Azrel boğazını sesli temizleyerek Matilyano’nun daha fazla konuşmasına izin vermedi. ‘’O günleri hatırlıyorum onlar her silahını tokuşturduklarında geceler aydınlanırdı ve gündüzler kararırdı. Öyle geceler vardı ki gündüz gibiydi öyle gündüzler vardı ki sanki gece gibiydi.’’ Dedi. Çocuk yerinde duramıyordu hop oturup hop kalkıyor heyecanlanıyor ve daha şeyler öğrendikçe mutlu oluyordu.  Borla hiç zaman söze karışmamış veya söz olmamıştı o sadece Kadran’ın tavırlarına bakıyordu onun savaştan hoşlandığını saklamaması onun hoşuna gitmişti. Aradığı çocuk gerçekten o olabilirdi. Ona baktıkça eskilerden tanıdığı birine çok benziyordu kısa süreliğine uzaklara daldı.  Isılbert onun dalgınlığı bozacak şekilde söze başladı.

 

‘’Sen anlat Borla!’’ dedi. Kadran olayın kahramanından bir şeyler duymak istiyordu. Onun susması onu sinirlendirse de onun hakkında yeni hikayeler duymak onu heyecanlandırıyordu.  Borla ‘’Tuzlu Kraliçe ile yaptığım dövüş hayatımda yaptığım en büyük dövüşlerimden sadece bir tanesiydi. Bana kımız arkadaşlarıma istediklerinin getir!’’ diye seslendi. Hancı hemen yerinden ayrıldı ve onun isteklerini yerine getirmek için mutfağa girdi. Borla yüzünü Matilyano’ya çevirdi. ‘’Sende biraz daha et alır mısın?’’ diye sordu. Matilyano ağzı doluydu fakat gözlerini kırparak ona olumlu işaret verdi. O sırada Isilbert’in adamları içeriye girmişti. Isilbert

 

‘’Bildiğin her şeyi bu çocuğa öğretebilecek misin?’’ diye sordu. Kadran ortalıklarda yoktu o da hancının peşine takılıp mutfağa girmişti. Borla ‘’Bilmiyorum ama çocuğun Bretoneskaların eline geçmesine izin veremezdim. Radax ve Biberli Hanım meselesi de var’’ dedi.  Azrel ‘’Yeniden Karanlığın Ordusunu toplayacak mısın? Robando halen yaşıyor.’’ Dedi. Borla içini çekti.  ‘’Tek amacım bu çocuğun yaşaması dünya peşime çoktan düştü. Olurda ölürsem Robando’ya da söyleyin bu çocuğun Bretonaska ve diğer krallıkların eline geçmesine izin vermeyin vasiyetim budur.’’ Dedi. Isilbert ‘’Ölecekmiş gibi konuşuyorsun Borla’’ dedi. Borla

 

‘’Ölmek için doğduk, ölmek için yaşıyoruz. Hayatım boyunca yenilmedim bu yaştan sonra alacağım bir yenilgi beni ölüme sürükler’’ dedi. Kılıcını hızlıca çekti ve kılıç karanlığa büründü.

Bu yazı Yaşayan Efsane kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir